22 Eylül 2017 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Sizden Gelenler > 15 Temmuz ve Eskişehirli Arkadaşım
Sizden Gelenler

15 Temmuz ve Eskişehirli Arkadaşım

14.07.2017 22:00:30 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Sizden Gelenler

Ditar Kabashi* - Prizren / Kosova

Uzun zamandır tanışıp sevdiğim, annemin doğurmadığı fakat ağabeyim gibi saydığım bir arkadaşım var; Eskişehirli Neşet Gürsoy. Belki de bir tarafı Arnavut olduğundan mıdır nedir kendisiyle ilk görüşmemizden beri hiç ama hiç yabancılık çekmedim. Ama bundan öte gönül, iman kardeşliğimiz her şeyin önünde gelen yegâne birleştirici güç olduğunu kabullenmek en gerçekçi yaklaşım olacaktır.


Kendisini ilk olarak insani yardım faaliyetleriyle aktif halde uğraşan bir iş adamı olarak görme fırsatım oldu. Bir yarım saat kadar sonrasında ise Kosova'da güzel ve doğal bir mekânda beraber iftar yaptığımız esnada Neşet ağabeyimin mesleğinin aslında vatanseverlik olduğunu çabucak kavradım. Türk'ün imana, bayrağa, Hakka ve hakikate bağlılığı iyimserlik saçan kendi yüzünden hemen de belli oldu. Derken ağabeyim ara sıra Balkanlar'a uğrar ve bizleri Prizren'de ziyaretten mahrum bırakmaz.


Yazılmamış kurallar vardır ya, işte onlardan biri Neşet abimin bu diyarlara yolu düşmesi durumunda muhakkak bana veya diğer arkadaşlara telefon açıp "geliyorum" demesi ve bizlerin hemen toplanıp kendisini özlemle ve muhabbetle beklememiz olur. Bunun bir örneği bundan tam bir yıl önce de yaşanmıştı. 14 Temmuz 2016 yılında Neşet abim Makedonya'da bulunurken gecenin bir yarısında sizleri özledim bir gelip göreyim demesi sonucunda güzel şehrimize yarınki gün varır.


Geleneği bozmadık tabii; merkez Şadırvan Meydanı'nın Sinan Paşa Camiinin yanında bulunan çayhanede sohbetimize başlamıştık. Her şey amansız bir darbe haberiyle kesildi. Önce rüya gibi geldi, "yok canım" der gibi olduk. Sonra durumun ciddiyetini anladık. Başımıza dünyalar yıkıldı o anda. Acele olarak bir arkadaşımızın evine gidip televizyonu açtık. Durum iç açıcı değildi. Darbe bildirisi TRT ekranlarında zoraki okunuyordu. Gözyaşlarımız sel olurken aynı anda da umudumuz sönmemişti çünkü "Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız, mutlaka siz üstün geleceksiniz" diyen bir Rabbimiz, "Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak" diyen aslen Kosovalı olan İstiklal şairi Mehmet Akif vardı.


Gün ağarmıştı ve bizler televizyonun ve bilgisayarların ekranlarında kilitlenmiştik. O anlarda kardeşlerimizle Türkiye'deki şehirlerin meydanlarında olmayı, onlarla insan onurunu ve halkın iradesini tüm varlığımızla müdafaa etmeyi ne çok isterdik? Neşet abim "Bundan sonra ne olur bilinmez, Allah nasip ederse şehit olmaya gidiyorum" diyerek yola çıktı bizler de maneviyatımızla kendisine eşlik ettik. Belki bedenimiz orada değildi, ama ruhumuz ve aklımız meydanlardan hiç ayrılmadı. Zaten ruhun olduğu yerde hayat vardır. Aksi takdirde beden bir cenazeden ibaret olmaz mı?


O gece duanın gücü tankların gücünden üstündü. Tanklar Türkiye'nin sokaklarındaydı fakat dualar yeryüzünün her köşesinden yankılanıyordu. Çıkar amacı gütmeyen eylemdi bizim dualarımız. Herkesin anlayamayacağı dildir bu. Bizim halklarımızın ise böyle ortak bir dili vardır. Türk kardeşlerimiz için Arnavutça dua etmemiz ne güzeldi. Hamdolsun?


Bu insanlık dışı girişiminin sene-i devriyesinde şehitlik mertebesine ulaşan tüm kişilerin ailelerine sabırlar dilerken, gazi olan cesur yürekli insanlara şifalar niyaz ederiz!


Bizler Bedir Savaşını görmedik ama 15 Temmuz'un kimisi şehidi kimimiz şahidi olduk. Neşet abim gibileri varken o coğrafyada Hak daim olacaktır Allah'ın izniyle!


*Gazi Üniversitesi Kamu Hukuku Bölümü Doktora Öğrencisi

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.