02 Ekim 2020 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Ömer Yıldız > AYVAZ DEDE TÜRK’TÜR LAKİN BİR BOŞNAK KAHRAMANIDIR
Ömer Yıldız

AYVAZ DEDE TÜRK’TÜR LAKİN BİR BOŞNAK KAHRAMANIDIR

11.08.2020 17:13 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ömer Yıldız

AYVAZ DEDE TÜRK’TÜR LAKİN BİR BOŞNAK KAHRAMANIDIR

Osmanlı devleti Balkan coğrafyasında fetihler gerçekleştirirken fetihleri yalnızca kılıç kullanarak yapmamıştır. Öyle bir fetih gerçekleştirmiştir ki Osmanlı devleti ortadan kalksa dahi gönüllerdeki yerini korumayı başarmıştır. Aradan asırlar dahi geçse gönüllerde taht kurmayı başarmıştır.

Bahsettiğimiz fetih hiç şüphesiz Gönüllere yapılan fetihtir. Kahvenin kırkyıl hatırı varsa iyi bir muhabbetin yüzyıllarca sürecek hatırı olduğunu iddia edebilirim. Osmanlı devlet’inde gönül fethi şüphesiz gönül erleri ile yapılmaktaydı. Nami diğer Alperenler.

Alperenler iki ye ayrılıyor bir grup gönüllü erler diğer grup ise Devlet’in gönderdiği erler. Gönüllü erlere hiç şüphesiz örnek olarak Sarı Saltuk’u örnek verebiliriz. Sarı Saltuk bir Bektaşi dedesi yaklaşık yedi yüz derviş ile Balkanların yolunu tutar. Bosna Hersek’te de Blagaj bölgesine yerleşmiş olan sarı Saltuk Alperenleri orada bir de Anadolu evini andıran bir dergah kurmuşlardır. Dergah bugün hâlâ tüm asaleti ile ayakta duruyor.

Günümüze kadar birçok tarikat bu dergâh’ta zikir yapmıştır. Bölgeye gelen Alperenler aynı zamanda zanaat ehlidir. Çoğu değirmenci olan bu grup bölgedeki halka yaşayışları ile örnek olmuş ve bölge halkının dikkatini çekmeyi başarmışlardır. Hepsinin bir mesleği vardır Sarı Saltuk’un Alperenlerinin mesleği genelde değirmencilik tır. Geldikleri günden beri bölgede köylünün suyuna bahçesine ekmeğine yardım etmek sureti ile büyük bir sempati kazanmışlardır. Halk bu insanların iyiliksever ve adaletli olduğuna kanaat getirmiş ancak yaptıkları ibadete anlam verememiş ve sorgulamışlardır. Aslında bu anı bekleyen Alperenler önceleri hal dili ile anlattıkları İslam dinini sonrasında sözlü olarak anlatmışlardır. Netice itibarı ile ilk etapta on iki bin müride ulaşılmış ve Bosna Halkı’nın İslâmlaşmasının temelleri atılmıştır.Osmanlıdevleti’nin bölgeyi fethi ile İslamlaşma hız kazanmış ve Bogamil mezhebi tarihe karışmıştır.

Fatih Sultan Mehmet ve ordusu ise Bobovac yani orta Bosna bölgesinden ülkeye girmiş ve Fetih harekatını başlatmıştır.Kral’ın Konjiç bölgesinde olduğu haberini alan Fatih Sultan Mehmet han atını o yönde sürse de kısa sürede Kralın kaçtığını anlamış ve Kralın yakalanıp infazı  hususunda  Beylerbeyine ve dahi Paşalarına görev vermiştir. Kendisi Fojnica yakınlarında otağ kurmuş iken yanına Katolik ailesinin Fransisken üyeleri gelmiş ve Yaşam hakkı istemişlerdir. Fatih bunun üzerine o meşhur ‘Ahid Nama’ yı yazmış ve Bosnalı Fransisken Katolik Hıristiyanlara ve onların elinde tüm inananlara yaşam ve ibadet hakkı tanımıştır.Kısa sürede Bosna kralı yakalanmış ve infaz edilmiş böylelikle kalan kalelerin düşmesi kolaylaşmıştır.Bosna bölgesinin kontrolü sağlanmış lakin Hersek bölgesinin zaptı zaman almıştır buna göre 1480’lere kadar süren Hersek fethi’de nihayete ermiş ve artık Mutlak Osmanlı hakimiyeti başlamıştır.

Osmanlı devleti birçok bölgeyi imar etmeye başlamış ve imardan sorumlu olarak da Ajvaz Dede ( Ayvaz dede) ekibini görevlendirmiştir. Uskupya vadisi bunlardan Birtane'sidir. Uskupya vadi’sinin Pruşac bölgesi, imar bölgesi ilan edilmiş ve çalışmalar başlamıştır. Ancak imar etmek yalnızca binaları dikmek olmamış insanları kazanmak , imanlarına vesile olmak ve gönülleri kazanmakta olmuştur. Ayvaz dede ve dervişleri işte bunun için oradadırlar. Ayvaz dede Manisa’nın Akhisar bölgesinden alperenleri ile Prusac bölgesine gelmiştir.

Bölgeye geldiğinde Bogamil mezhepli Hıristiyan yerli halk ile karşı karşıya kalır.Bogamillerin aynı dervişler gibi komünel bir hayat yaşadığını ve liderlerinin olduğu kayıtlara geçmiştir.Dolayası ile kaynaşma daha kolay olmuş iki tarafta birbirine meramlarını anlatmıştır.Bir gün dervişler Bogamilleri diğer gün Bogamiller Dervişleri ziyaret etmiş ve ortada bir dostluk kurulmuştur. Bogamil inancı ilk defa  Bulgaristan’da bir pers düşünür tarafından ortaya çıkartılmış ancak batı ve doğu kiliselerinden onay alamamış bu sebepten türlü zulümler yaşamış bir inanç ve topluluktur. Bosna Kilisesi’nin daveti ile Bosna’ya yerleşmiş lakin TomasTomaseviç’in Batı dan gelen baskılara dayanamaması sonucu Kral tarafından tekrar zulme maruz kalmışlar.

Osmanlı’nın bölgeye gelişi ile de özgürlüklerine kavuşan bogamillerin inanç esaslarında Tek Tanrı inancı vardır. Teslis’i ret etmeleri canlarına mal olmuştur. Ayvaz dede ve alperenlerin imar çalışmaları devam ederken Prusac bölgesinin önemli bir su kaynağı kurumuştur. Bölge susuz kalmış ticaret durmuş kıtlık başlamıştır. Çare olarak bilge kişiliği ile Ayvaz dedeyi gören halk yanına gitmiş ve aman dilemiştir. Ancak su bulmak konusunda Ayvaz dede de zayıf kalmış ve bir türlü halkı su ile buluşturamamıştır. Boğamillerin lideri Ayvaz dedeye ‘SU adam’ diye itam edilen birisinin adresini vermiş ve ondan yardım istemesini dile getirmiştir. Ayvaz dede ise atına atladığı gibi soluğu bu adamın yanında almıştır. Tabii yolculuk günlerce sürmüş Ve neredeyse Tuzla şehrine kadar gelinmiştir. Su adam Ayvatovica dağında ve Prusac mevkinde şu olduğuna dair birkaç öneride bulunmuştur.

Ayvaz Dede bunun üzerine geri dönmek üzere yola çıkmıştır. Dönüş yolunda büyük bir fırtınaya kapılan Ayvaz dede atından düşerek bilincini kaybetmiştir. Köylüler tarafından bulunan ve iyileştirilen Ayvaz dede artık o eski Ayvaz dede değildir. Kazadan çok etkilenerek Prusac bölgesine geri gelmiştir. Ancak artık dervişleri ile daha az görüşen Ayvaz dede Ayvatovica tepesine bir kulübe yaptırmış ve yaşamına orada devam etmiştir. Bölge halkı artık Ayvaz dede den mahrum ve ümitleri tükenmek üzere bir hal içerisine girmişlerdir. Öyle ki Ayvaz dede her gün kuran okumak üzere kulübesinden çıkıyor ve bir kavak ağacının gölgesine oturmaktadır. Bu sırada bölge hâlâ susuz ve kıtlık hat safhaya ulaşmıştır.

Ayvaz dede yine her gün oturduğu kavak ağacının gölgesine oturmuş ibadetini yapmış ve biraz dinlenmek üzere uyuya kalmıştır. Rüyasında yeşiller giymiş bir derviş ‘kırk gün kırk gece oruç tut ve Sabah namazlarını hâkim bir tepeden kıl ‘ demiştir. Rüya tekrarlanınca Ayvaz dede uygulama kararı almış ve kırk gün boyunca oruç tutarak sabah namazını hâkim bir tepeden kılmıştır. Kırkıncı güne geldiğimizde müthiş bir ses ile dağ, vadi ortadan ikiye ayrılmış ve bölge halkı muazzam bir su kaynağı ile karşı karşıya kalmıştır. Ayvaz dede’nin bu durumu kısa sürede duyulmuş ve çok ünlü hale gelmiştir.

Halk suya kavuşmanın sevinci ile tavuklar, kuzular pişirmiş ve halaylar, danslar etmiştir.Ve bu keramet vesilesi ile insanlar akın akın İslam dinine geçmeye başlamıştır.Ayvazdede’nin bu olayı o günden bu güne ‘Ayvaz dede Şenlikleri ‘ adı altında festival havasında ayrıca kuran ziyafetleri ve dualar eşliğinde kutlanmaktadır. Her haziran ayında bu kutlama devam etmektedir. Şenlikten bir gün evvel Atlılar Bosna’nın dört bir yanından  yola çıkar kıyafetleri Osmanlı dönemi kıyafetleri ve sancakları İslam sancağıdır. Ayrıca Türk bayrakları ile de süslenen atlılar Ayvaz dede bölgesine tekbirler eşliğinde varırlar. 510 yıldır kutlanan, anılan muhteşem bir olaydır Ayvaz dede. Ayvaz dede Türk’tür lakin bir Boşnak kahramandır.

Ayvaz dede Boşnak'ların önemli bir değeridir. Bu yıl 510. Yıl Kutlaması yapıldı . Her Yıl Türkiye cumhuriyet’inin çeşitli kurumlarının da aktif olduğu bu festival bu sene pandemi olmasına rağmen Boşnak'ların büyük ölçüde kurumlardan destek almadan halkın da yoğun katılımı ile gerçekleşti. Boşnak'lar neyi kutladılar ? Boşnak'lar Türklerin ve İslam’ın gelişini kutladılar ve kutlamaya devam edecekler. Ayvaz dede şenlikleri bu iki kardeş ülkenin tapusudur. Lakin Türklerin de unutmaması gereken bir husus vardır ‘ Türkler mi İslami Bosna’ya getirdi , İslam mı Türk'leri Bosna’ya getirdi’.

Ayvaz dede şenliklerinin en önemli enstrümanı şüphesiz Mehter takımıdır.Mehter olmadan neredeyse yapılmayan ayvaz dede şenlikleri Türk Boşnak ortak tarihinin en fazla yatırım yapılması gereken olayıdır.Ayvaz dede yıllar evvel kardeşlik tohumlarını ekmiş ve bugün o tohumlar topluma dönüşerek ülkeler arası kardeşlik köprüsüne dönüşmüştür.Türk tarih kitaplarında da olması gereken Ayvaz dede şenlikleri her Haziran ayın'da tekrarlanır.Bu sene 511. yılı olacak olan Ayvaz dede etkinliğini mutlaka görmelisiniz.

Ömer Yıldız

Sosyolog

omerryildiz60@gmail.com 

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.