22 Eylül 2017 Cuma
Anasayfa > Balkanlar ve Avrupa > Balkan Tasavvuf Akademisi Kuruldu

Balkan Tasavvuf Akademisi Kuruldu

30.05.2017 12:56:47 12 14 16 18 yazdır
Türkiye'de Yüksek Lisans ve Doktora düzeyinde eğitim gören ve Balkanlar'daki tasavvuf alanında araştırmalar yapan çoğu Balkan kökenli genç akademisyenler Balkan Tasavvuf Akademisi'ni kurdu.
Balkan Tasavvuf Akademisi Kuruldu

Balkan Tasavvuf Akademisi, Balkan tasavvufu hakkında çalışmaları teşvik etmek, mevcut yapılan çalışmaları ortaya çıkarmak ve bu çalışmaları araştırmacıların hizmetine sunmak amacıyla kurulmuştur. Türkiye, Arnavutluk, Bosna Hersek ve Makedonya'dan gelen genç akademisyenlerin kurduğu Akademi'nin eş başkanlığına Bosna'dan Samir Vildiç ve Makedonya'dan Nehri Aydinçe seçilmiştir.


İslam'ın Balkanlara esasen tasavvuf yoluyla girdiği ve yine sûfîler tarafından yayıldığını belirten Vildiç, ''Osmanlılardan önce sûfîlerin Balkanlara gelip yerleştiklerine ve tekkelerini kurduklarına dair deliller mevcuttur. İlerleyen dönemde Balkanların fethi sırasında ve sonrasında geniş halk kitlelerinin İslam'ı benimsemelerinde de en etkili rolü sûfîler oynamıştır. Osmanlıların hâkimiyeti döneminde ise pek çok farklı tarikat Balkanlarda yaygınlık kazanmıştır. Bunlar arasında Nakşibendilik, Halvetilik, Mevlevilik, Kadirilik, Bektaşilik gibi tarikatlar sayılabilir. Osmanlıların Balkanları fethetmesinden bugüne kadar burada birçok tekke de kurulmuştur. Tasavvufî gelenek açısından olduğu kadar sanat tarihi yönüyle de önemi haiz olan bu mekânlar dinî kimlikleri yanında fikrî ve edebî yönleri güçlü isimlerin yetişmesinde mühim rol oynamıştır. Bizim amacımız Balkanlar'da böylesi derin etkisi bulunan tasavvufun akademik anlamda daha fazla ilgi görmesini sağlamak ve şimdiye kadar yapılan ve de bundan sonra yapılacak araştırma ve çalışmaları genç akademisyenlerin hizmetine sunmaktır'', şeklinde konuştu.




Osmanlı'nın ihtişamlı döneminden ve İslâm'ı Balkanlar'a ve diğer topraklara yaymak hedefinden bahsederken göz ardı edilmemesi gereken konulardan biri de tasavvuftur diye söze başlayan Aydinçe ise şunları dile getirdi: "Osmanlı'nın Rumeli bölgesini fethetmesiyle bu bölge yeni bir çehreye bürünmüştür. Osmanlı din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan herkesi kucaklamış ve hiçbir baskı uygulamadan oradaki halkın mutlu mesut bir arada yaşamasına imkân sunmuş, zemin hazırlamıştır. Bu adil ve hoşgörülü yönetim anlayışıyla da bölgeye İslam'ın ve tasavvufi düşüncenin yerleşimi kolay ve hızlı bir biçimde olmuştur. İslâm adına gönülleri fetheden dervişlerin oynadıkları rolün önemini günümüzde dahi bulunan tekkelerinin varlığı ile açıklamak mümkündür. Balkanlar'da İslâmiyet'in ilk tohumlarının tarikatlar tarafından atılması, tasavvuf anlayışındaki derin insan sevgisi, yüksek hoşgörü ve karşılıksız hizmeti esas almalarından kaynaklanır. Tekkelerin iktisadi ve sosyal alandaki faaliyetlerinde din, dil, ırk farkı gözetmemeleri halk tarafından epeyce rağbet görmelerine vesile olmuştur. Dervişler, hangi dinin mensubu olursa olsun halkla karışıp kaynaşarak halk kitlelerini yönlendirmede önemli ölçüde başarılı olmuşlardır."


Türkiye ve Balkan ülkelerinde faaliyet gösterecek Balkan Tasavvuf Akademisi'nin önümüzdeki iki yıl içinde yapacağı çalışmalar arasında; tasavvufla ilgili kaynak ve literatürün toplanıp ortak bir veri tabanının oluşturulması ve Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinde Balkan tasavvufu hakkında panel ve konferansların düzenlenmesi gibi faaliyetler bulunmaktadır.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri