19 Ocak 2017 Perşembe
Anasayfa > Mülakat > Bermek: Hersek, Türk Yatırımcıları Bekliyor

Bermek: Hersek, Türk Yatırımcıları Bekliyor

09.04.2013 13:13:09 12 14 16 18 yazdır
"Mostar, İsmine ve Mazisine Yakışır Derecede Tanınmıyor"
Bermek: Hersek, Türk Yatırımcıları Bekliyor

Türkiye'nin Mostar Başkonsolosu Tolga Bermek, Zambak.ba haber portalına Türkiye ve Türk yatırımcılarının Mostar ve çevresinde gerçekleştirdikleri projeler, Mostar'daki Türk eserlerine ilişkin çalışmalar ve bölgedeki genel duruma ilişkin detaylı açıklamalarda bulundu.


Mostar şehrinin ismine ve mazisine yakışır derecede tanınmadığını söyleyen Başkonsolos Bermek, "İsterim ki Mostar'ı merak eden bir vatandaşımızın ya da bir yabancının aklına sadece meşhur köprüsü gelmesin. İnsanlar "Derin Mostar"ı da tanıyıp keşfetsinler. Bu kentin kültürel zenginliklerinin temelinde Karagözbey, Koski Mehmet Paşa, Nasuh Ağa, Nezir Ağa, Ruznameci İbrahim Efendi gibi camilerin, Saat Kulesi'nin, Müslibegoviç, Bisçeviça, Kaytaz gibi eski Osmanlı konaklarının, medreselerin ve hatta tarihî mezarlıkların da bulunduğunu görsünler."diye konuştu.


Mostar'da Türk Öğrenci Yurduna İlişkin Haberler


Zambak.ba: Bosna Hersek medyasında uzun bir süredir Mostar'da Türk öğrenciler için bir yurt yapılacağı ve 1000'in üzerinde Türk öğrencinin eğitim için Mostar'a geleceğine ilişkin haberler yer alıyor. Bu konuda gelişme mevcut mu?


Tolga Bermek: Yerel basın-yayın organlarında, özellikle de 2011 ve 2012 yıllarında işlenen bu haberin gerçeği yansıtmadığını, yanlış ve eksik bilgiye dayandığını düşünüyorum. Mostar'da münhasıran Türk öğrenciler için inşâ edilmekte olan bir yurt en azından bizim bilgimiz dâhilinde bulunmamaktadır. Habere konu olduğunu tahmin ettiğim, Mostar Tren Garı yakınında yer alan ve geçen yıl hizmete açılan yurtta ise sadece bir Türk öğrencinin kaldığını biliyoruz.  Cemal Biyediç Üniversitesi'nde ise hâlihazırda sadece bir Türk öğrencimiz bulunmakta.


Bu rakamın artmasını ve Mostar'a daha fazla Türk öğrenci gelmesini elbette arzu ederiz. Ancak gelen öğrencilerimizin sayısından ziyade derslere olan ilgilerinin, ciddiyetlerinin ve özellikle de Boşnakça seviyelerinin dersleri takip etmeye yeterli olmasının çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Dersleri izleyemedikleri için Cemal Biyediç Üniversitesi'ndeki eğitimlerini bırakan öğrenciler görüyoruz. Bu durum hem kendileri açısından zaman kaybı, hem de ülkemiz açısından bir nevi imaj kaybı oluşturuyor. Çünkü ben yurt dışındaki her Türk öğrencinin tıpkı bizler gibi ülkemizin dışarıdaki temsilcileri olduklarına,  derslere devamlılıklarının, başarılarının, sadece okulda değil sokak ve caddelerdeki tutum ve davranışlarının kendilerinin olduğu kadar ülkemizin görünümü açısından da önem taşıdığına inanıyorum.


Bosnalı Hırvatların Türklere Bakışı


Zambak.ba: Bosnalı Sırpların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde Türkiye'nin sadece Boşnakların yaşadığı bölgelerin kalkınmasına yönelik bir politika izlediği şeklinde yaygın bir önyargı söz konusu. Bosnalı Hırvatlar arasında da benzer bir algı söz konusu mu?


Tolga Bermek: Burada tam tersi bir durum söz konusu. Zaman zaman Hersekli Boşnaklardan Türk yatırımcıların bölgeyi ihmal ettiklerini, yatırımların önemli bir kısmının ülkenin diğer bölgelerine yapıldığını ima eden serzenişler duyuyorum. Haksız da sayılmazlar. Bosnalı Hırvatlar arasında ise sizin bahsettiğiniz türden bir önyargı hissetmedim.  Bilakis, onlar  da Türk yatırımlarının bölgede daha fazla artmasını arzu ettiklerini, her türlü işbirliğine hazır olduklarını söylüyorlar.  Sanayicilerimizin, işadamlarımızın, müteahhitlerimizin son yıllarda -50 derecedeki Sibirya'dan, +50 derecedeki Fizan'a kadar dünyanın hemen her coğrafyasında parmak ısırtan projelere imza attıklarını biliyorlar. Türk özel sektörünün Hırvatistan'da, özellikle de turizm sektöründe gerçekleştirdikleri önemli yatırımların farkındalar. Bu yatırımlardan Hersek bölgesinin de nasiplenmesini istiyorlar. Kısacası, toplumun hemen her kesiminden Türk yatırımlarının artması yönünde yoğun bir beklenti var.




"Mostar'dan Anadolu'ya Dört Mevsim" Fotoğraf Sergisi


Zambak.ba: "Mostar'dan Anadolu'ya Dört Mevsim" temalı bir fotoğraf serginiz büyük ilgi topladı. Sanat ve diplomasiyi buluşturan bu projeye ilişkin bilgi verebilir misiniz? Sergiyi oluşturan fotoğrafları ne kadar sürede bir araya getirdiniz ?


Tolga Bermek: Mostar gerek doğal güzellikleri, gerek Osmanlı mirası tarihsel dokusuyla son derecede fotojenik bir şehir. Neretva'nın bu güzel kentinin son yıllarda halkımız tarafından sıkça rağbet görmeye başladığını sevinerek gözlemliyoruz. Ben yine de Mostar'ın ismine ve mazisine yakışır şekilde tanındığı kanaatinde değilim. İsterim ki Mostar'ı merak eden bir vatandaşımızın ya da bir yabancının aklına sadece meşhur köprüsü gelmesin. İnsanlar "Derin Mostar"ı da tanıyıp keşfetsinler. Bu kentin kültürel zenginliklerinin temelinde Karagözbey, Koski Mehmet Paşa, Nasuh Ağa, Nezir Ağa, Ruznameci İbrahim Efendi gibi camilerin, Saat Kulesi'nin, Müslibegoviç, Bisçeviça, Kaytaz gibi eski Osmanlı konaklarının, medreselerin ve hatta tarihî mezarlıkların da bulunduğunu görsünler. Avusturya-Macaristan dönemi yapılarını da incelesinler.


Başkonsolosluk olarak geçtiğimiz yılın sonlarına doğru tasarladığımız projeyle, Mostar'ın tarihî ve kültürel değerlerine ilişkin farkındalığı güçlendirmek ve bu güzel kentin kendini Mostarlı addeden kardeş bir ülke diplomatının algısında ne denli özel bir yere sahip olduğunu göstermek amacıyla fotoğraf sergileri düzenlemeyi kararlaştırdık.  Bir taraftan da İstanbul'un ve Anadolu'nun tarihî ve doğal güzelliklerini Mostarlılara daha iyi tanıtmayı amaç edindik. İlkini geçtiğimiz Aralık ayında gerçekleştirdiğimiz serginin ikinci ayağını Mostar Bahar Günleri Festivali kapsamında Nisan sonunda açmayı planlıyoruz. İlerleyen dönemlerde Saraybosna'yı da programa katma düşüncemiz var.


Sergide yer alan Türkiye fotoğraflarını 7-8 yıllık bir zaman diliminde oluşturabildim.  Mostar ve Hersek fotoğrafları ise son bir buçuk yıl zarfında kentin cadde ve sokaklarından, tarihî peyzajlarından, bir miktar da tabiat ortamından çektiğim görüntülerden oluşuyor. Bazı fotoğrafları zaman zaman Başkonsolosluğumuzun resmî Facebook sayfasında da yayınlıyoruz ki, Mostar'ı hiç görme imkânı bulamamış dostlarımıza da ulaşabilelim. Maksat, bu güzel kentin çekim merkezi olmasına mütevazı ölçülerde de olsa katkıda bulunabilmek.   


Etnik Kesimlere Ayrılmış Şehir


Zambak.ba: Mostar, Boşnaklar ve Hırvatların yaşadığı iki kesime ayrılmış bir şehir konumunda. Bu meselede düzelme müşahede ediyor musunuz?


Tolga Bermek: Bu sorunun biraz da zamanla, Mostarlıların kendi iç dinamikleriyle çözümlenebileceğine inanıyorum. Savaş sonrası dönemde insanlar kentin bir yakasından diğer yakasına geçmek için bir süre kimlik ibraz etmek durumunda kalmışlar. Sonradan bu uygulama kalkınca fizikî sınırlar yerini psikolojik bir sınıra bırakmış. Bu psikolojik sınırın da ancak uzun vadede aşılabileceğini tahmin ediyorum. Bunun için, kentin istihdamına ve refah seviyesine katkı sağlayacak, karşılıklı ekonomik bağımlılığı arttıracak yatırımların gerekli olduğunu, ayrıca tüm siyasî partilerin ve özellikle de yerel siyasetçilerin farklılıklara değil, kentin ortak sorunlara eğilen bir yönetim anlayışı benimsemelerinin şart olduğunu düşünüyorum.




Mostar ve Çevresinde Türk Yatırımları


Zambak.ba: Mostar Başkonsolosluğu görev bölgesindeki Türk yatırımlarına ilişkin bilgi verebilir misiniz?


Tolga Bermek: Mostar ve Hersek bölgesi gerek coğrafî özellikleri, gerek ılıman iklim yapısı, gerek lojistik imkânları ve doğal zenginlikleriyle yabancı yatırımlar için büyük potansiyel taşıyor olsa da, bu potansiyelin yeterince keşfedildiğini söylemek ne yazık ki mümkün değil. Hersek bölgesinde gerçek anlamda Türk yatırımı diyebileceğimiz esaslı bir faaliyet ne yazık ki henüz yok. Oysa bu bölge bilhassa yenilenebilir enerji yatırımları bakımından çok elverişli bir konumda. Güneş enerjisi santralleri, rüzgâr tribünleri, küçük çaplı hidroelektrik santraller kurmak bakımından ideal bir coğrafî konuma sahibiz. Ayrıca, ekolojik tarım ve çeşitli bölgelerde keçi çiftlikleri kurulması konusunda Türk şirket ve işadamlarından atılım beklentisi içindeler. Bunun yanı sıra, savaş sırasında yıkılan bazı tarihî binaların onarılarak bunların ekonomiye ve turizme kazandırılması için Türk şirketlerinin desteğini bekliyorlar. Çünkü ülkemizin, bilhassa da müteahhitlik firmalarımızın bu alandaki tecrübeleri bölgede çok iyi biliniyor.


Bu ay içinde gerçekleştirilecek 16.Mostar Uluslararası Ekonomi Fuarı'na ülkemizden ticaret ve sanayi odalarının, şirketlerin, işadamlarının geniş şekilde iştirak etmelerinin bölgemizdeki yatırım potansiyelini görmeleri bakımından çok faydalı olacağına inanıyorum.




Bölgedeki Türk Eserleri Yenileniyor


Zambak.ba: Bosna Hersek'teki birçok Osmanlı eseri, Türkiye tarafından yenilenerek eski ihtişamına kavuşuyor. Mostar ve çevresindeki benzer çalışmalara ilişkin bilgi verebilir misiniz?


Tolga Bermek: Mostar'da özellikle savaş döneminde büyük hasar gören eski Osmanlı eserlerinin yeniden ayağa kaldırılmasında ülkemizin büyük katkıları oldu. Mostar ve çevresindeki eserlerden başlıcaları savaş sonrası dönemde peyder pey onarıldı. Son birkaç yıl içindeki çalışmalardan aklıma ilk gelen örnek Konjic Köprüsü. TİKA'nın başarılı restorasyonundan sonra eski güzelliğine yeniden kavuşan köprünün açılışı 2009 yılında yapılmıştı. Ayrıca, restorasyonu tamamlanan Blagay'daki Sarısaltuk Tekkesi'nin açılışını da geçtiğimiz yılın Mayıs ayında büyük bir törenle gerçekleştirmiştik. Ümit ediyorum ki, bu kutsal mekân bundan böyle sadece Türk turistlerin değil, dünyanın birçok yerinden gelen insanları kucaklayan bir çekim merkezi hâline gelir.


Bunun yanı sıra, Osmanlı dönemine ait olup da bugün mevcut olmayan bazı eserlerin -eski görünümlerine sadık kalınması suretiyle- yeniden canlandırılmasının önem taşıdığına inanıyorum. Belki çoğu kişi bilmez ama 1473 yapımı olduğu söylenen Sinan Paşa Camii, diğer adıyla Atik Camii İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde yıkılmasından dolayı günümüze ulaşamamış. Bu cami Mostar'ın bilinen en eski camisi. Bir zamanlar bulunduğu mekâna gittiğiniz zaman, temellerinin olduğu gibi yerinde durduğunu ve caminin adeta küllerinden yeniden doğmayı beklediğini görüyorsunuz. Uygun bir proje hazırlanması durumunda, TİKA'nın da desteğiyle buranın ayağa kaldırılabileceğini düşünüyorum.




Bir hususu daha belirtmek isterim. Ülkemiz bu eserlerin onarımına veya yeniden inşâsına katkıda bulunurken hiçbir ayrım gözetmiyor. Örneğin, Sultan Abdülaziz'in maddî desteği ve teşvikiyle yaptırılan ancak savaş döneminde, 1992'de yerle bir olan Mostar'daki Sırp-Ortodoks Kilisesi bugün yeniden inşâ edilmekte. Biz de Türkiye olarak, Kilise'nin inşasına mütevazı ölçülerde de olsa katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu beyan ettik. Kilise yetkilileriyle bu konuda sürekli temas hâlindeyiz.


Bunların dışında bakım ve onarım bekleyen diğer irili ufaklı eserin zaman içinde birer birer elden geçeceğine inanıyorum. Osmanlı bu coğrafyanın imar ve iskânına o denli büyük önem atfetmiş ki, günümüzün teknolojik olanaklarıyla dahi o dönemin hızına bazen yetişemeyebiliyorsunuz.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri