24 Haziran 2017 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Samir Vildiç > Medrese-i Yusufiyye'deki Aliya Ben
Samir Vildiç

Medrese-i Yusufiyye'deki Aliya Ben

24.02.2014 20:10:15 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Samir Vildiç

Yoldan saptıramadıkları ve harcayamadıkları Aliya

Hür olmayı kendine vazife edinmiş Aliya.

 

Çok genç yaşta Medrese-i Yusufiyye ile tanıştım. Sebebi baskı gören Müslümanların haklarını savunan Genç Müslümanlara üye olmamdı. Genç Müslümanların amacı ise İslami düşüncenin ve kültürün ihyası, Müslümanların yeniden özüne dönmesi ve dini geleneklerine uygun olarak yeniden eğitilmesiydi. Bütün bunlar aklıma yattı ve hayatım boyunca Genç Müslümanların sesi olmayı sürdürdüm.


1946 yılında 3 yıllığına girdiğim Medrese-i Yusufiyye hayatımın dönüm noktası oldu. Biz, Bosna'daki Müslümanlar, mensubu olduğumuz mukaddes dinimiz İslam'la varlığımızı sürdürebileceğimize inanmıştım ve öyle de oldu. Bu şuna benzer: Bir çiçek düşünün, eğer onun köklerini keserseniz topraktaki gıdayı ve suyu alamaz. Bir süre yaşar ve sonunda kurur. En ufak rüzgâr, onu alır götürür. Kısacası Müslüman Boşnak halkının geleceği İslam'dadır. Bu benim değişmez, sabit fikrimdir.


Aslında genel olarak dünyadaki bütün Müslümanlardan istenilen şey İslam ve Kur'an ahlakından uzaklaşmalarıydı. Oysa bu imkansızdı. İslâm'ı Avrupalının ıstılahatıyla ifade etmek hemen hemen imkansız olduğu gibi. Bugün insan elinin değdiği İncil ve Tevrat'ın aksine Kur'an edebiyat değil, hayattır; dolayısıyla O'na bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakılmalı.


Hapis yıllarında ve sonrasında deklaratif olarak kendisini sosyal eşitlik ve zayıflamış adalet duygusuna odaklamış olan Yugoslav toplumunu ve genel olarak dünyayı analiz etmeye odaklandım. Ortada iki yüzlülük vardı, çünkü "sıradan vatandaş" açlıktan ölürken, üst düzey insanların ihtiyaçlarını temin ettiği gizli depolar vardı. Halk patates ve pirince ihtiyaç duyarken, ideolojik olarak yakın ve yandaş kesim bolluk içinde yaşıyordu. Onlar için sütten çikolataya kadar her şey mevcuttu. Öte yandan, bu imtiyazlara karşı ortaya atılan herhangi bir tartışma bile devlet ve kanun karşıtı olarak tanımlanıyordu. Bütün bunlar çarenin kesinlikle İslam'da aranması gerektiğini gösteriyordu.


Hapis yıllarında sıcacık mektuplarıyla beni yalnız bırakmayan ve 18 yaşımdan beri tanıştığım Halide ile hapisten çıkışının hemen akabinde evlendik. Halide güzel bir kadındı. Kadından söz açılmışken, hayatımda yaşadıklarım ve gördüklerimden anlayacağım ki kadının cesareti, gücü ve gururu özellikle Bosna ve halkının hayatta kalması mücadelesinde belirleyici faktör olacaktır.    

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.