25 Eylül 2017 Pazartesi
Anasayfa > Mülakat > Samir Vildiç: Türk İşadamları Bosna Hersek'in Bir Fırsatlar Ülkesi Olduğunu Görmeye Başladı

Samir Vildiç: Türk İşadamları Bosna Hersek'in Bir Fırsatlar Ülkesi Olduğunu Görmeye Başladı

26.01.2017 11:32:19 12 14 16 18 yazdır
BİGMEV Bosna Hersek Direktörü Vildiç: Bosna'nın potansiyellerini Türk işadamlarına doğru tanıtmalıyız
Samir Vildiç: Türk İşadamları Bosna Hersek'in Bir Fırsatlar Ülkesi Olduğunu Görmeye Başladı

Bosna Hersek'in önde gelen başarılı simalarının hikayelerini okuyucularıyla paylaşan Podrinye Online portalı, Kalesiya yakınlarında doğan ve eğitimini Türkiye'de tamamladıktan sonra Bosna Hersek'e dönmeyi tercih eden BİGMEV Bosna Hersek Ülke Müdürü Samir Vildiç ile bir röportaj gerçekleştirdi.


Bugün insanların Bosna'ya geri dönmesi alışılmadık bir durum. Çoğu gitmekten bahseder, sonsuza dek! Dönmek için sizi motive eden şey neydi?


Samir Vildiç: Öncellikle, Size içtenlikten teşekkür etmek istiyorum. Yaptığınız projelerle insanlarımızın başarı ve değerlerini tanıyıp tanıtıyorsunuz ki bu da başarı ile eş değerdir. İnsanlardaki iyiliği görebilmek, iyi insanların özelliğidir. Boşnakların güzel bir sözü vardır: İyi düşünen ve iyi yapan iyiliği bekleyebilir.


Bosna Hersek bizim tek vatanımızdır. Bizim başka vatanımız yok ve başka vatan istemiyoruz. Bosna Hersek'e dönüşüm, benim onurum, inancım, fikrim ve varlık sebebimdir. Bosna'ya dönüş her birimizin kutsal misyonudur ve ülkemiz için yapabileceğimiz minimum ve aynı zamanda maksimum şeydir bu. Dönüşlerimizle bu ülkenin öz evlatları olan bizler, parya olarak hissetmemizi isteyen iyi niyetli olmayan zincirleri kıryoruz. Vallahi bunu yapamayacaklar!


Uzun süre Türkiye'de kaldım. Tam tamına 16 yıl. Türkiye'de liseyi, fakülteyi (İlahiyat), iki yüksek lisansı (İlahiyat ve Uluslararası İlişkiler) şimdi de İlahiyatta doktoranın son sınıf öğrencisiyim. Bütün çalışmalarım Bosna Hersek ile ilgiliydi. İlahiyat'taki Yüksek Lisans tezimin konusu 'Bosna Hersek'te Kadirilik Tarikatı ve Sarayevo Hacı Sinan Tekkesi', Uluslararası İlişkilerdeki tezimin konusu ise 'Bosna Hersek Siyasi Yapısı, Dış Politikası ve Siyasi Yapısının Dış Politikasına Etkisi' olmuştu. Doktara tezimin konusu ise Bosna Hersek Nakşbendilik Tarikatı ile ilgili. Şimdiye kadar yedi akademik sempozyumda tebliğ sunma ve beş çeşitli dergilerde akademik makale yazma fırsatım oldu ve tahmin edersiniz ki hepsinin konusu Bosna Hersek ile ilgiliydi.


Bugün nerede yaşıyorsunuz ve komşularınız geri dönmenize nasıl bakıyor? Doğduğunuz köydeki gençler arasında bir canlılık getirmeniz çok ilginç?


Bugün Sarayevo'da yaşıyorum ve çalışıyorum, ancak neredeyse her hafta sonu anne babamın yaşadığı Hemliyaşi'ye gidiyorum. Herkes Türkiye'de kalacağımdan emindi. Üç sene önce, bir Türk vatandaşı ile evlenince bu konuda daha da emin oldular. Ancak eşime karşı hissettiğim aşk ve saygımın yanında Bosna Hersek'e bir vatandaş kazandırmak ve ülkeyi bu anlamda zenginleştirmek istediğim için yabancı biriyle evlendiğimi nereden bileceklerdi!  


Hemliyaşi, Pandurica eteklerinde bulunan harika bir Bosna köyü. Yeşillik, Pandurica Dağı ve Osmanlı döneminden kalan cami dışında Hemliyaşi'nin bir başka zenginliği de gençleridir. Geçtiğimiz aylarda bir Gençlık Kulubu kurmaya karar verdiler ve Koleksiyonculuk Çalıştayı, Kış Mangalı, yaşlıları ziyaret, yeşil alanlardan çöp toplama gibi harika aktivite yapıyolar. Bunların bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyorum ve her bir aktivitelerine Sarayevo'dan memnuniyetle geliyorum.




Bosna'ya karşı ilişkilerimizi şu şekilde kurmak mümkün mü: başka bir ülkeye gidip, tecrübe ve bilgi toplayıp geri dönmek? Dışarıda iki milyona yakın vatandaşımız yaşıyor. Bunlardan sadece küçük bir yüzdesi bu şekilde düşünse büyük iş başarılır.


  Elbette mümkün ve her birimizin devlete karşı sorumluluklarımız var. Bosna devleti ne sağ ne de sol partilerin devleti, her birimizin devletidir. Dediğiniz gibi resmi rakamlara göre Bosna Hersek'in iki milyon nüfuslu diasporası var. Geçtiğimiz günlerde Bosna Hersek İnsan Hakları ve Mülteciler Bakanlığı'nın organize ettiği ve diasporamızın potansiyellerinin konu edindiği Yuvarlak Masasına katılma fırsatım oldu. Diaporamız her anlamda büyük zenginliğimiz. Ancak bu potansiyel ve zenginliğinden en iyi şekilde istifade etmek için ortak bilinç yaratmak ve onu kanalize etmek lazım. Resmi rakamlara göre diasporadan her yıl banka hesaplarına 4 milyar KM para yatıyor ve gayri resmi olarak bu rakam çok daha yüksektir. Bunu değerlendirmek lazım.


Diğer taraftan bugün Türkiye'de 3 milyon kişiden fazla Bosna Hersek kökenli insanın yaşadığı biliniyor. Türkiye'de hala Bosna Dilinin konuşulduğu 290 köyün listesi elimizde mevcut. Şehirlerde yaşayanlar hakeza. Ve Bosna Hersek, Türkiye diasporasından herşeyden evvel ekonomik anlamda faydalanmalı. Türkiye'de en önemli markaların sahipleri arasında Bosna Hersek kökenli çok insan var. Moda sektörü liderlerinden Mavi Jeans, Türkiye'nin en büyük inşaat firmalarından Enka Holding, elektronik malzeme satan Bimeks, Türkiye'nin en büyük çocuk mobilya üreticisi ve dünyanın çeşitli yerinde 450'den fazla mağazası olan Çilek ve kompozit komponent üreticisi ve otomotiv sanayisinde önemli katkısı olan Avitaş markaları bunlardan sadece bazılarıdır.


Bosna'da hangi iş yapıyorsunuz?


Türkiye'de yaşadığım son yedi yılda Bosna Hersek Bursa Fahri Konsolosluğu ve BİGMEV - Bosna Hersek ile İlişkileri Geliştirme Merkezinde Proje Müdürü olarak çalıştım. Bugün ise BİGMEV'in Bosna'da Ülke Müdürlüğünü yapmaktayım. BİGMEV, Bosna Hersek ve Türkiye arasındaki ekonomik, kültürel ve bilimsel ilişkileri geliştirmek amacıyla 2010 yılında İstanbul'da kuruldu. İstanbul dışında BİGMEV'in Bursa ve Sarayevo'da merkezleri var. BİGMEV'in temel aktiviteleri arasında Bosna'da Türk yatırımları ve iki ülke arasındaki ticareti artırma, Bosna markalarının Türkiye pazarına açılmasını sağlama ve aynı zamanda diasporanın ülkesiyle olan bağlarını daha da güçlendirmeye yöneliktir.  


Gerçek anlamda Türkiye'yi ne kadar iş fırsatı ve ortak olarak görebiliriz? Yada daha iyi tanımlama için Türkiye'ye 'henüz kullanılmayan fırsat' olarak bakabilir miyiz?


Türkiye son yıllarda özellikle ekonomik anlamda müthiş bir sıçrama yaptı. İstikrarlı ekonomi ve siyasi ile ekonomik reformlarla Türkiye yatırım iklimin yaratılması için önemli adımlar yaptı, şimdi ise yatırım yapmak için kendisi ülke ülke yer arıyor. Bosna Hersek de sahip olduğu bütün ekonomik potansiyelleriyle Türk yatırımcılar için önemli bir köprü olabilir. Kalifiye iş gücü, çeşitli sektörlerdeki teşvik ve imkanların yanı sıra, Bosna Hersek ve Türkiye arasında birçok işbirliği anlaşması yapıldı, bunlar arasında en önemlisi Serbest Ticaret Anlaşması mevcut.


Diğer yandan Türk pazarı da bizim işadamlarımız için büyük fırsat. Markalarımız Türkiye pazarında iyi iş yapıyor. Geçen sene Bosna'dan 100 milyon KM değerinde karkas et Türkiye pazarına girdi, her ay 10 bin ton Bosna unu Türkiye'ye satılıyor, Brçko'dan BİMAL firması bir yılda 60 milyon KM değerinde Türkiye'ye yağ satıyor ve çok daha örnek var.


Hiç şüphesiz Türkiye Bosna Hersek için hem yatırım hem ticari potansiyel taşıyor ve biz bunu daha da geliştirmeye çalışıyoruz.


Bosnalı firmalar Türkiye pazarına girmek için nasıl bir yol izlemeli?


BİGMEV'in ana amacı herşeyden önce Bosna'lı firmaların Türkiye pazarına girmelerini sağlamak ve onlara destek olmaktır. İşadamlarımızın sene boyunca onlarca fuarı ücretsiz ziyaret etme fırsatının yanı sıra, sektör bazında grup veya firmalara özel programlar yaparak doğrudan firmalarla görüşmelerini ve fabrikaları yerinde ziyaret etmelerini sağlıyoruz. Dolayısıyla firmalarımız baştan itibaren, gerekli bütün bilgilerin alınması, firmaların araştırılıp tespit edilmesi, randevuların alınması, programın gerçekleştirilmesi, toplantılarda moderatörlük ve tercümanlığın yapılmasına kadar bizim desteğimizden faydalanabilmektedir, çünkü bizim varlık sebebimiz bu.


Birçok defa Türkiye'nin Bosna'dan çok Sırbistan'a yatırım yaptığını duyuyoruz. Sizin bu konudaki düşünceleriniz ne?


Sorduğunuz sorudan daha önemlisi öncellikle yatırımcı ve işadamların bir işe somut bir çıkar alabileceği düşündüğünde işe başladığını bilmemiz gerek. Bosna Hersek ve Türkiye arasında güçlü kadim tarihi, kültürel, kardeşlik ve aile bağları var. Türk işadamlarının daha önce Bosna Hersek'e bir yatırım fırsatı gözüyle neden bakmadığının en önemli sebebi onların bilinçlerinde yatıyordu, çünkü Bosna onlar açısından bir potansiyel ekonomik ortağı değildi. Demek istediğim sorun Türk yatırımcının kafasında Bosna Hersek'te değildi. Ama bu durum artık böyle değil, Türk işadamları Bosna'nın bölgede en fırsat dolu ülke olduğunu görmeye başladı.


 Bosna'nın komşu ülkesi olan Sırbistan, Bosna Hersek'e rekabetçi bir ülke ve bu çok gerçekçi ve normal bir durum. Önemli olan bizim Bosna'nın potansiyellerini Türk işadamlarına doğru şekilde tanıtmamızdır.


Osmanlı döneminde önemli rol oynayan Bosna Hersek ile kültürel ve tarihi ilişki kurmak Türkiye için belli ki çok önemli. Mehmet Paşa Sokoloviç, Ferhadiya gibi birçok yatırım bunu gösteriyor. Ancak, sanki bu faaliyetler bizim büyük etki ve katılımımız olmaksızın yapılıyor. Ne dersiniz?


 Bakınız, Türkiye bugün Bosna Hersek'te birçok kurumuyla mevcut. Büyükelçilik, Konsolosluklar, Kültür ve Turizm Ofisi, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü ve Ziraat Bankası bunlardan sadece bazılarıdır. Osmanlı İmparatorluğunun varisi olarak Tükriye, diğer ülkelerde birçok kurumuyla güçlü bir şekilde varlığını hissetiriyor. Türkiye dünyada en çok dış temsilciğiliği olan 6'ncı ülke konumundadır. Buna rağmen Türk kurumlarının gerçekleştirdiği faaliyetler Bosna tarafının arz ve talebi üzerine yapılıyor.   


Bosna Hersek'e geri döndünüz ve bir anlamda bilgi ve tecrübenizle toplumun hizmetindesiniz. Türkiye'deki başarılı ekonomi konspetini bizim yerel yönetim ve genelde Bosna Hersek'e nasıl aktarabiliriz? Bunu yapmak mümkün mü ve bizim devlet adamlarımız bilgi ve tecrübe ile gelenlere şans tanıyor mu sizce?


Ben şahsen bütün kapasitem ve imkanlarımla Bosna Hersek'in hizmetindeyim ve hiç şüphesiz ülkem için faydalı olduğunu düşündüğün herşeyi sonuna kadar yapacağım. Türkiye'nin son on beş yıldaki değişimlerin bire bir şahidiyim. Recep Tayyip Erdoğan başındaki Türkiye, çok güçlü ekonomik ve siyasi devlet haline geldi. Türkiye olarak ekonomideki tecrübelerini kesinlikle Bosna Hersek ile paylaşmaya ve aktarmaya hazır olduğunu biliyorum. Bence bizim buna daha da çok talip olmamız gerek.


Sorunuzun ikinci kısmına gelirsek, devlet erkanımız dışarıdan bilgi ve tecrübe ile gelen insanlarımızdan faydalanmak mecburiyetindedir. Ülkemizde de son derece eğitimli ve bilgili insanlarımız var, onların kapasitesini görmeli ve faydalanmalıyız. Eğitimli toplum bütün zorlukların üstesinden gelecek. Ben Bosna Hersek'e inanıyorum ve çok kısa zamanda gençlerin öne geçip Bosna Hersek'i büyük başarılara götüreceğine de inanıyorum. Bizim başka ülke ve başka yolumuz yok!

Röportaj yapan: Mehmed Pargan

KAYNAK:http://www.podrinje.online/magazin/intervju/178-intervju-samir-vildic-mi-druge-drzave-i-drugog-puta-nemamo

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri