24 Kasım 2017 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Ayhan Demir > Su Uyur Düşman Uyumaz
Ayhan Demir

Su Uyur Düşman Uyumaz

06.11.2016 19:36:58 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ayhan Demir

Ayhan Demir - Yeni Akit

ayhan_demir@hotmail.com 


Zaman zaman karşılaşırız. Televizyon ve radyoların normal yayın akışı kesilir ve şöyle bir cümle duyulur: "Önemli bir gelişme için yayınımıza ara veriyoruz." Biz de FETÖ Kosova yapılanmasından bahsetmeye devam edecektik. Fakat bir başka önemli gelişme, bizi bu niyetimizden vazgeçirdi.


Tam da böyle bir şey: "İnsan plan yapar, Allah karar verir." 


Sözü yormadan, mevzuya gelelim.


Bosna Hersek ve Türkiye basınına, sessiz sedasız, bir haber düştü. Haber özetle şu şekilde: "Saraybosna Belediyesi Şehir Konseyi, Fetullahçı Terör Örgütü'nün Bosna Hersek'teki uzantısı olan Bosna Sema Eğitim Kurumları öğretmeni Ali Lafcıoğlu'na eğitim dalında 'Saraybosna Şehir Plaketi' verme kararı aldı."


Hem şaşırdık hem de üzüldük.


Nasıl şaşırmayalım. Saraybosna Belediyesi'nin Ankara, İstanbul ve Bursa Büyükşehir Belediyeleri ile 'kardeş şehir' protokolü var. Ayrıca İstanbul ve Konya Büyükşehir Belediyeleri, bu şehrin toplu ulaşıma destek vermek adına, otobüs ve tramvay hediye etmişlerdi.


Nasıl üzülmeyelim. Saraybosna Kanton Başbakanı Elmedin Konakoviç ve Saraybosna Belediye Başkan Yardımcısı Abdullah Skaka, FETÖ darbe girişiminin ardından, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni ziyaret etmişlerdi. Olan biteni, olay mahallinde, sıcağı sıcağına görmüşlerdi. 


Hafızaları bu kadar zayıf olabilir miydi? Yapılan iyilikleri, gördüklerini, duyduklarını bu kadar çabuk unutmuş olabilirler miydi?


Neyse ki Sayın Skaka beklenen tepkiyi verdi. Kararı skandal olarak nitelendirip, "Bu karar, gözden kaçmış. Bundan sonra  daha dikkatli olacağız" dedi. Saraybosna Belediye Başkanı İvo Komşiç de "yeniden değerlendirilmek üzere" kararı Şehir Konseyi'ne iade etti. 


Yeni karar henüz açıklanmadı. Ancak bu hatanın düzeltileceğinden şüphe duymuyoruz. Bu vesile ile bir hakikati de yeniden hatırlamış olduk. Ankara, Saraybosna, İstanbul ya da Prizren fark etmiyor: Su uyur, düşman uyumaz. Teyakkuz halini muhafaza etmekte fayda var.


Uyku demişken, İsmet Özel'in şu cümlesini de akıldan çıkarmayalım: "Tuttuğu nöbet sırasında şekerleme yapan insanın kurşuna dizildiği bir Türkiye'de yaşamak istiyorum." 


Dikkatinizi çekti mi? Uyuyakalan demiyor, şekerleme yapan diyor. Çünkü acizlik ile suiistimal arasında önemli bir fark var. Bunu biraz düşünelim. 


¥


Misafirliği aşan bir süredir Saraybosna'dayız. Biraz daha da buralardayız.


Bugünlerde hiç adetimiz olmayan işler yaptık. Önce 29 Ekim'de, Saraybosna Büyükelçiliğimizin, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katıldık. Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun, gördüklerimizi anlatalım. Özetle: Sözleri olmayan Bosna Hersek Marşı'nın ardından, İstiklal Marşı'mız: "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda..."


Birkaç gün sonra da Yunus Emre Enstitüsü tarafından yürütülen 'Tercihim Türkçe' projesi kapsamındaki, 'Kardeş Okullar' programına iştirak ettik. 


Kürsüye çıkan çok oldu. Tek aklımda kalan ise Bosna Hersek Federasyonu'na bağlı Una-Sana Kantonu'ndaki Buzim İlköğretim Okulu Müdiresi Yasmira Mehiç'in yürekten sözleri oldu.


Yasmira Hanım, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün daveti üzerine İstanbul'a gelmiş. "Cennet gibi bir vatanınız var. Bize rüya gibi günler yaşattınız" dedi. Bosna Hersek'e dönerken, yanında bir avuç toprak ve birkaç çakıl taşı da getirdiğini söyledi. Bütün bunları, sesi titreyerek ve gözleri dolu dolu söyledi. Sanki kutsal topraklardan ve emanetlerden bahseder gibiydi.


O anda, Türkiye'nin ne anlama geldiğini idrak edememiş vatansızların, 15 Temmuz'daki girişimini hatırladım. 


İki duruş arasındaki fark ancak şu şekilde özetlenebilir: Biri Allah'ın kulu, ötekiler Amerika'nın uşağı...


Yasmira Hanım, rahmetli Aliya İzetbegoviç'i de unutmadı: "Bizi çok doğru bir millete emanet etmiş" dedi. Milletimizin ve memleketimizin neye karşılık geldiği, başka türlü ifade edilemezdi.


Bu kadar sözün üstüne Yunus Emre Enstitüsü yetkilerinden küçük bir ricamız olsun. Hep birlikte Hazreti Mevlâna'ya kulak verelim: "Aynı dili konuşanlar değil, ancak aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir." 


Görünen o ki sadece Türkçe konuşmak yetmiyor. Buna bir de Türkçe düşünmeyi ilave edelim.


TEŞEKKÜR


Her iki programa ev sahipliği yapan Saraybosna Büyükelçimiz Cihad Erginay'dan da mutlaka bahsetmeliyiz. İki yıl önce kendisine verilen vazifeyi, bihakkın yerine getirdiğine şahidiz. 


Hiçbir zaman nezaketi elden bırakmadı. Her selamı aldı, her derdi dinledi. Ne ciddiyeti bir duvar haline getirdi, ne de kendini dört duvar arasına hapsetti. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasındaki gayretleri ile hem göğsümüzü kabarttı hem de umutlarımızı diri tuttu.


Bosna Hersek ve biz, onu geç bulduk, çok erken kaybettik. Abarttığımı düşünebilirsiniz ama yine de söylemeliyim: Sadece Bosna Hersek'in değil, Balkanlar'ın gördüğü en iyi büyükelçilerden biri oldu. İnşallah kendisini daha iyi vazifelerde görürüz.

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.