15 Ağustos 2020 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Mehmet Kemal Köksal > ULUSLARARASI HUKUKSUZLUK VE SREBRENİTSA
Mehmet Kemal Köksal

ULUSLARARASI HUKUKSUZLUK VE SREBRENİTSA

11.07.2020 16:13 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Mehmet Kemal Köksal


ULUSLARARASI HUKUKSUZLUK VE SREBRENİTSA

 

Önceki yazımızda Srebrenitsa soykırımı ile ilgili yaşanan medya manipülasyonlarından ve bunun özellikle soykırımın yaşandığı süreçteki etkisinden bahsetmiştik. Bugün Srebrenitsa soykırımının 25. Yıl dönümü. Dünyanın dört bir yanından her kesimden insan belki de bu kelimeyle ilk defa tanışıyor. Z kuşağı internette Srebrenitsa’nın ne demek olduğunu ne manaya geldiğini araştırıyor. Ancak bizler hala soykırımın suçlularının cezalandırılmadığından habersiziz.

 

RatkoMladiç, RadovanKaraciç ve SlobodanMiloseviç’ten bahsetmiyorum. Krstiç ve diğer üst düzey komutanların aldığı veya almadığı cezalardan da bahsetmiyorum. Soykırımın asıl suçlusu olan Yugoslav hükümetinin bu işten uluslararası hukukun boşluğunu kullanarak sıyrılmasından ve bu durumun esas kurbanlarının gene soykırım sonrası hayatta kalmış olan Boşnak halkı olmasından bahsediyorum.

 

Bosna Hersek’in Sırbistan’a karşı açmış olduğu davaları takip ettiyseniz veya ederseniz sinir krizi geçirebilirsiniz. Çünkü öğrendiğiniz ilk şey, Sırbistan hükümetinin bu suçlardan yargılanamayacağıdır. Soykırım 1995’de gerçekleşmiştir, o dönemde soykırımı destekleyen ve mobilize eden hükümet Yugoslav (Sırp) hükümetidir. Sırbistan’ın dikta ederek ayakta tutmaya çalıştığı bu Yugoslavya Birleşmiş Milletler üyesi değildir. Dolayısıyla Cenevre Konvansiyonlarını imzalamamış ve insanlığa aykırı suçlar, soykırım suçlarından sorumlu tutulmamıştır. Sırbistan 2000 yılında Miloseviç’in devrilmesiyle birlikte bu isimle Birleşmiş Milletler üyesi olmuştur.

 

Suçları işleyen hükümet mensupları, ülke halkı, şehirleri ve sistemi aynı olsa bile bu teknik detaydan dolayı kendisini aklamayı başarmıştır. Belki siz bile bunun çok zekice bir kurtulma yöntemi olduğunu bir an için düşünebilirsiniz, ancak tarihte yaşanmış başka bir soykırım bu argümanı çürütmektedir. 1945 Almanya’sı Hitlerin yönettiği ve bugünkü Almanya ile hiçbir yönetimsel bağı olmayan bir ülkeydi. Ancak holokost neticesinde Almanya yapılan soykırım suçlarını reddetmedi. Mahkemeler Almanya’da kuruldu. Almanya bu büyük ayıptan kendisini temizleyebilmek için elinden gelen her şeyi yaptı ve sorumluluğu üzerine aldı.

 

İsrail devletinin özellikle 1950 ve 1990 yılları arasında Almanya üzerinden kazandığı davaların ve maddi kazancın haddi hesabı yoktur. Halbuki Almanya’da aynı Sırpların argümanını kullanabilirdi. Hatta ‘soykırım’ kelimesinin 1948 de Raphael Lemkin tarafından bulunan bir deyiş olduğunu öne sürebilir ve topyekûn suçlamaları reddedebilirdi. Bunu yapsa, Almanya’yı kabul etmeye zorlayacak bir uluslararası mahkeme dahi yoktu. Ancak Almanlar bu işten bir an önce kurtulup, yeni bir sayfa açmayı yeğlediler. İleride soykırımla anılan bir millet olmak istemiyorlardı ve bunun için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar.

 

Belki de Sırp hükümetinin ve kamuoyunun yapması gereken yegâne şey de budur. Ancak onlar Soykırımın 10. Ve en zor kısmı olan ‘reddetme’ adımından hala vazgeçmiyorlar. Bosna Hersek hala Sırbistan tarafından yaşananlar için bir tazminat almış değil. Bu konuda güçlü bir lobi çalışması 2011 senesinden beri özellikle Srebrenitsa Anneleri tarafından yapılmaktadır, ancak daha güçlü bir sesin çıkması için herkesin bu çağrıya kulak vermesi gerekmektedir.

 

Bugün bu insanlar oradaki mezarlarını ziyarete giderken ve RepublikaSrpska dediğimiz Sırp özerk bölgesinden geçerken dahi rahat değiller. Soykırımı ortaya çıkartan dehümanizasyon bu topraklarda hala nefes bulmakta.

 Umudumuz Srebrenitsa’nın daha iyi anlaşılması ve dünyanın hiçbir yerinde bir daha asla tekrarlanmaması.

 

Srebrenitsa da hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet, yakınlarına da ömür boyu sürecek bir sabır diliyorum.


Mehmet Kemal Köksal

Araştırmacı Yazar

kemal@travel-balkan.com


Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.