22 Eylül 2017 Cuma
Anasayfa > Yazarlar > Ayhan Demir > Yunanlar Tarihle Yüzleşmeli
Ayhan Demir

Yunanlar Tarihle Yüzleşmeli

30.06.2017 10:13:21 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ayhan Demir

Yunanların İslam'a ve Müslümanlara olan kini o kadar büyüktür ki, adım attıkları yer, adeta insan mezbahası haline gelmiştir. Mesela, nüfusunun büyük bölümü Müslümanlardan oluşan Çamerya'da taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmamışlardır.


Şevket Bella'nın kaleme aldığı Çameria Sorunu isimli eser, Çamerya soykırımını detaylarıyla ele alıyor. Kitapta altı çizilmesi gereken birçok yer var. Ama soykırım şahitlerinin ifadeleri, en 'can alıcı' bölüm olmuş.


Uzatmayalım, okurken bile kan donduran, bu şahitliklerden birkaçını aktaralım.


Fadil Nuriu, ailesinin katledilmesini şu şekilde anlatıyor: "Annem ve altı aylık kız kardeşimle birlikte evdeydik. Katiller evimize girdiler. Annemin üzerine benzin dökerek ateşe verdiler. Kendinden geçti, vücudu simsiyah oldu. Her yerinden kanlar akıyordu. Annemin kafatasını görebiliyordum. Dudakları yandı ve dişleri dışarı çıktı. Korkunç bir manzaraydı. Katiller, beşikteki kız kardeşimi öldürdüler.Korkunç acılar içinde ölen annemin cenazesini toprağa vermemize de mani oldular. Haziran sıcağında bedeni kokmaya ve kurtlanmaya başladı." (Sayfa 87)


Voltaire'den ilhamla: Küçük insanların, büyük günahları olur.


Devam edelim.


Soykırımın bir diğer tanığı olan Zekije Nuriu ise şunları söylüyor: "Kızımı ve oğlumu alıp, kız kardeşim ve kocası İbrahim'le birlikte, komşumuz Artur'un evine gittik. Nereden öğrenmişler bilemiyorum ama evi sardılar. Kapıyı kırıp içeri girdiler. Nazmi'nin hamile olan annesine işkence ettiler. Kaçtım. Peşimden koşup yakaladılar. Yaklaşık üç kat yükseklikteki duvardan aşağı attılar. Kendime gelince, Niko Veneti isimli bir Ortodoks'un evine giderek yardım istedim. O gece orada kaldık. Ertesi gün gitmek zorunda kaldık. Çok geçmeden bizi buldular ve hapishaneye gönderdiler. Daha sonra gördüm ki, Sabije, Şemsije, Xhemile ve kızını öldürmüşler." (Sayfa 87)


Şurası kesin: Kötülere tahammül edildikçe daha çok azarlar.


Behije Menko'nun, dokuz yaşında şahit oldukları bu azgınlığın bir örneğidir: "Önce evimize geldiler, kapımızı kırdılar. Evdeki her şeyi aldılar. Anneme işkence ettiler. Annemin kardeşine de işkence ettiler. 


Gözlerimle gördüm: İnsanları evimizden alarak yaklaşık 500 metre uzağa götürüyor, dövüyor ve orada keserek öldürüyorlardı. Ailenin erkeklerini öldürüyor, kadınlarını ise tecavüz ettikten sonra öldürüyorlardı. Her yerde işkence edilmiş, öldürülmüş insanlar vardı. Pilati Müftüsü'nü de öldürmüşler. Fadil Nuriu'nun annesinin yakıldığını gördüm. 


Katliamdan sonraki gün (28 Haziran 1944) bizi Paramithia merkezinde topladılar. Annemi ve 14 yaşındaki ağabeyimi astılar. Gözlerimin önünde teyzemi öldürdüler. Üç gün içinde Paramithia bir insan mezbahasına döndü. Topladıkları erkekleri kesip parça parça ettiler. Kızları ve kadınları zorla çalıştırarak, insan parçalarını çuvallara koydurup gömdürdüler." (Sayfa 92)


Görünüşe aldanmamak gerekir, görünüşte herkes insandır.


Nurisha Pronja'nın yaşadıkları, sadece görünüşte insan olanların canavarlıklarını gözler önüne seriyor: "Yolda Zerva'nın askerleriyle karşılaştım. Dhimiter Paskoja'da onlarla birlikteydi. Bu adam, İbrahim Balloti'nin karısı Bitulla'yı bıçakla kesmiş, Sanija Balloti'yi benzinle yakmıştı. Bütün ziynet eşyalarını aldılar, kadın ve kızlara tecavüz ettiler. Tutuklu erkekleri keserek öldürmeye başladılar. 


Gözlerimle gördüm, 95 yaşındaki Xhelal Balloti'nin kafasını kesip bahçeye ve bedenini bir duvarın üstüne atmışlar. Tefik Abazi'nin ayaklarını kesip, sırtına asmışlar. Kadınları ve çocukları toplayıp hapse attılar. Onlar da hapiste ölmeye başladılar." (Sayfa 90-91)


Bu zulmü Türkler ya da Arnavutlar yapmış olsaydı, herhalde kıyamet kopardı. Ama görüyoruz ki, Yunanlara karşı en ufak bir nasihat bile yok. 


Bütün bu kötülükler gün gibi ortada iken, hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Kusur arayanlar, kendi kusurlarını göremezler. Ermeni tehcirini soykırım olarak kabul eden, Yunanları tarihle yüzleştirmeliyiz.


TBMM'nin 27 Haziran'ı "Çamerya Soykırımını Anma Günü" olarak kabul etmesi, TRT'nin bu soykırımı ekranlarına taşıması iyi bir başlangıç olabilir.

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.